 |
Tarih 26 Mart 922. "Enel hakk", yani ben allahım dediği için, kararlı ellerin acımasızca uyguladığı ağır işkenceler altında usulca ölümü tadıyor Hallac-ı Mansur. Allahın 99 adından biri olan hakk sözcüğünün aynı zamanda hakikatin ta kendisi, gerçeklerin gerçeği anlamına geldiğini de biliyor işkenceci eller ama, bu vahşeti gerçekleştirirken zerre titremiyor yürekleri.
Şimdi de insanlar pankartlara, sloganlara sarılıp ben de Hrant'ım, ben de Ermeniyim diye bağırıyor; ben de bağırıyorum ben de Hrant'ım, ben de Ermeniyim diye. Biliyorum ki bugün Hrant, Hrant demek değil. Biliyorum ki Ermeni, Ermeni demek değil. Biliyorum ki ben de Hrant'ım demek, insana kıyan cahil, beyinsiz, kalleş, gözü dönmüş, alçak ve acımasız ellere ben de lanet okuyorum demek. Biliyorum ki ben de Ermeniyim demek, farklı ırka, farklı ulusa, farklı dine, farklı kültüre de ait olsam ben de insanım demek.
Ne zaman öğreneceğiz biz kardeşliğin yalnızca karındaşlık olmadığını; bugün batı medeniyetinin büyük bir aymazlık ve çifte standartla başka ulusların sırtından öncülüğünü, bayraktarlığını yaptığı insan haklarının en temeli olan yaşam hakkının, yalnızca bir mizansen olmadığını. Ben artık, bu cinayeti nefretle kınıyorum ama... yaşam hakkı en doğal ve vaz geçilmez haktır ama... insan hayatına kasteden alçak ve korkaktır ama.. diye başlayan cümleler duymak istemiyorum. Ben artık kadınını çarşafa saran, yüzü pespaye sakala batmış, sığ beyinli, gerici, kafatasçı, önce Cuma sonra zina, önce allah sonra para diyen insanlar duymak istemiyorum. Ben artık içinde satılmışlar, dış güçler, mütarekeci basın, Lozan hortlatıcıları, vatan hainleri gibi basma kalıp laflarla bezenmiş yazılar okumak, düşüncelere tanık olmak istemiyorum. Eminönü halinde taze sebze meyve etiketleyen kabzımal, taze sebze meyveye hak ettiği değeri veriyor demektir. İnsanları etiketlemek ise bilgi ister, değer ister, saygı ister, en önemlisi sevgi ister. Sevgi ise ölümün, öldürmenin düşmanıdır. Ben artık bu ülkede şehit, şüheda muhabbeti olsun istemiyorum. Ben artık bu ülkede herhangi bir dilde, herhangi bir düşüncede, herhangi bir nedenle ölüm güzellensin istemiyorum. Ölüm bir sondur. Ölüm bir açmazdır. Şu ya da bu nedenle ölen, öldürülen insan, en doğal hakkı geri dönülmez biçimde taciz edilmiş, sevdiklerine bir daha dokunamayacak, onları saramayacak, onları sevemeyecek insandır. Benim nezdimde askere kurşun sıkan hain ellerle, kendi insanına kurşun sıktıran kalleş eller, kalleşlikte kardeş olmuş demektir. Hrant Dink bir çok kimlikle tanımlanabilir. Kendisi bir vatandaştır. Kendisi bir Ermenidir. Kendisi, ben dahil muhtemelen büyük çoğunluğumuzun fikirlerinin %90'ına karşı olduğu bir gazetecidir. Ancak herşeyden önce Hrant Dink bir insandır. Onun da bizim gibi tutkuları, sevdiği, sevmediği yemekler, yalnızca kendisine itiraf edebildiği korkuları, çoşkuları, sevinçleri, hüzünleri vardır. Ama artık Hrant Dink yok. Sizin gibi, benim gibi bir insan yok oldu, yok edildi; sizin gibi, benim gibi olduğunu sanan bir zavallı tarafından korkakça yok edildi.
Nefretle, öfkeyle kınıyorum. Hem de amasız, hem de yalansız, hem de dolansız.
Sevgiyle kalın.
Cihat Salman
Engelsiz yaşam için el ele. Mirora engelsiz yaşam için desteğini sürdürüyor.
2006 başlatılan SQL – WEB tabanlı veri tabanı çalışmaları çok yakında tamamlanıyor, böylece Mirora® ofis içi uygulamalarının tamamını otomasyona geçirmiş olacak. Tedarikçi, müşteri, ön muhasebe veritabanlarının, iç ve dış yazışmanın otomasyonu Mirora®'ya %65 oranında zaman tasarrufu sağlayacak; veri kayıt, üretim, izleme, kalite kontrol ve iyileştirme süreçleri artık çok daha kısa sürede gerçekleştirilebilecek.
Son yıllarda hız kazanan yurt dışı pazarlama faaliyetleri meyvelerini vermeye başladı. Mirora® yurt dışındaki müşterilerini de mutlu müşteri yapmayı başardı; Kore'den ABD'ye, İsveç'ten İtalya'ya kadar 40’dan fazla Yurtdışı çeviri firmasının Türkçe Çeviri Tedarikçisi oldu.
|