İnsanı diğer varlıklardan ayıran şeyin düşünme kabiliyeti olduğu söylenir. Düşünme kabiliyeti sayesinde ne bir çita kadar hızlı, ne bir kaplan kadar yırtıcı, ne bir köpek kadar iyi koku alan, ne de bir kartal kadar iyi görebilen insan türü, gelişimini alet yapımı aracılığıyla sağlamış ve beden gücüyle vahşi doğada hayatta kalamayacak olan bu tür, alet yardımıyla doğaya egemen tür hâline gelmiştir. Bunun altında yatan bilgi, teknik bilgidir.

Teknik bilgi sayesinde kendisini vahşi doğadan ayrıştıran insanoğlu; köyler, kasabalar, kentler kurmuş ve dünyayı daha rahat, daha özgür, daha kolay yaşanabilen bir yer hâline getirmiştir. Bu bilgi türüne, tüm tarih boyunca dini, dili, ırkı fark etmeksizin, hatta günümüzde adlarını sanlarını bilmediğimiz sayısız medeniyet katkıda bulunmuştur. Dünyanın bir ucundaki bir kişinin yaptığı buluş, bu bilginin paylaşılması sayesinde kelebek etkisiyle diğer ucundaki başka bir kişinin hayatını değiştirmiştir.

Geçtiğimiz günlerde Mars’a gönderilen ve yakında insanoğluna Mars hakkında bugüne kadar bildiklerinden kat be kat daha geniş bilgiler sağlayacak olan araçlar sayesinde, uzun yıllardır dilimize pelesenk olan küreselleşmeden, onun tüm dünyayı nasıl aynı anda nefes alıp veren bir organizma hâline çevirdiğinden daha az bahsedeceğiz gibi görünüyorsa da bu kavram uzun yıllardır dünyanın gelişimi ve gelişim hızını açıklayan önemli bir ipucu olagelmiştir. Bu mantalite sayesinde bilginin paylaşımı hız kazanmış ve paylaşılan her bilgi bir sonraki buluş için dünyanın bir ucundaki başka bir insana ilham kaynağı olmuştur.

Bilgilerin paylaşımı elbette çevirmenler sayesinde mümkün olabilmektedir. İşte bu bilgiyi paylaşan metinlerin çevirisine de teknik çeviri diyoruz. Teknik çeviri, ucu bucağını gözlerimizin göremeyeceği, aklımızın alamayacağı sınırsız bir alana sahiptir. Bu geniş sahada gıda, sağlık, barınma ve ulaşım gibi insanın temel ihtiyaçlarına yönelik başlıca alanların yanı sıra hobi, eğlence vb. alanlar da yer almaktadır.

 

Teknik Çevirinin Püf Noktaları

Teknik çeviri, her şeyden önce açık ve anlaşılır olmalıdır. Bu, alanda herhangi bir makineyi kullanacak çalışanların işini kolaylaştırdığı, hatta onları olası tehlikelerden koruduğu gibi bir ürün veya hizmet alan kişilerin de bunlardan mümkün olan en az çaba ve hata oranı ile en yüksek verimi alabilmelerini sağlamaktadır. Bu açıklık ve anlaşılırlık ise, kaynağı tam olarak bilinmese de Einstein’a ait olduğu iddia edilen “Bir şeyi basitçe açıklayamıyorsanız, yeterince iyi anlamamışsınız demektir” sözündeki gibi ancak konuya yeterince hâkim olmakla mümkün olabilmektedir. Yani, çevirinin birçok alanında olduğu gibi teknik çeviri de uzmanlık gerektirmektedir. Burada yine, bir önceki “Medikal Çeviriyi Doktorlar mı Yapmalı?” başlıklı yazımızdaki sorunsala dönüyoruz. Tıpkı medikal çeviride olduğu gibi teknik çeviride de Türkiye ve dünyadaki yaygın kanı, bu alandaki en iyi çevirinin bu alanda eğitim almış, uzman kişiler tarafından yapılabileceğidir. Ancak yine aynı yazımızda bahsettiğimiz gibi, kendisini herhangi bir alanda iyice yetiştirmiş bir çevirmen, o alanda yetişmiş ancak çeviride uzmanlığı olmayan kişilerden her zaman daha sağlıklı çıktılar sağlayacaktır. Dolayısıyla, teknik çevirinin üstesinden gelecek kadro da yine uzman bir çevirmen kadrosu olmalıdır.