Medikal veya bilinen diğer adıyla tıbbî çeviri, adından da anlaşılacağı üzere konusu tıp alanının sınırları içerisine giren her türlü çeviri metnini veya çeviri türünü tanımlamak için kullanılır.

Kuşkusuz her çeviri metni bireylerin ve hatta toplumların hayatını etkileyecek denli büyük öneme sahip olabilir. Ancak medikal alanda yapılan çeviri faaliyetinin diğer pek çok alandan daha önemli olduğu herkesçe kabul görmüş bir konudur. Zira bu alandaki çeviri faaliyeti neredeyse uygulanan teşhis ve tedavi kadar önemlidir. Herhangi bir teşhis veya tedaviye yönelik yapılan yanlış bir çeviri, hastanın bu durumdan hayatı boyunca etkilenmesi, hatta belki de hayatını kaybetmesiyle sonuçlanabilir. Bu sebeple, toplumların hayatını etkileyen siyasî çeviri ve bireylerin hayatını etkileyen medikal çeviri ve hukuk çevirisi için çeviri sektörünün en yüksek öneme sahip alanlarıdır demek yanlış olmaz herhalde. Dolayısıyla, hata kaldırmayan bu alanın uzman çeviri ekibi gereksinimi de en üst düzeydedir.

Türkiye’de Medikal Çeviri ve Çevirmen

Türkiye, son yıllarda özellikle kalp cerrahisi, diş tedavileri, göz sağlığı, estetik ve saç ekimi gibi alanlarda hem başarılı uzmanlar yetiştirmesi hem de ekonomik dengeler nedeniyle birçok ülkeden daha az maliyetli olması dolayısıyla neredeyse bir sağlık turizmi ülkesi olma yolunda hızla ilerlemektedir. Normal şartlarda bu ilerleme, sağlık sektörü ile çeviri sektörü arasında yakın ilişkiler kurulmasını sağlamalıdır. Ancak ne yazık ki hastanelerde çalışan çevirmenlerin birçoğu herhangi bir çeviri bölümünden mezun kişiler değil, hasbelkader yolu Türkiye’ye düşüp Türkçe öğrenmiş göçmenler veya yaşadıkları Avrupa ülkelerinden kesin dönüş yapmış Türk vatandaşlarıdır.

Ama şimdi alaylıları bir yana bırakalım ve size Türkiye’de (ve hatta dünyada) doğru bilinen bir yanlıştan söz edelim:

Çoğu çeviri şirketi, medikal alandaki en güvenilir çevirilerin bu alanda eğitim görmüş veya bu alanla kıyısından köşesinden bağlantısı olmuş doktorlar, eczacılar, diş hekimleri gibi tıbbi formasyonu olan kişiler tarafından yapılabileceğine inanmaktadır. Oysa yapılan çeşitli araştırmalar, bizzat tıp mezunu kişilerin bile kendilerini bu alanda yetiştirmiş çevirmenlerden daha sağlıklı çeviriler sunamadığını göstermektedir. Bu da çeviri eğitiminin ne kadar önemli olduğunun, çevirmenin yalnızca dil bilen veya herhangi bir alanda uzman bir kişi olmadığının en güzel kanıtlarından biridir herhalde. Zira, çeviri bölümlerindeki hocalar tarafından sık sık tekrarlandığı üzere, çevirmenler bu bölümlerde dil ya da uzmanlık eğitimi almazlar, nasıl çeviri yapabileceklerinin eğitimini alırlar ve bu, dil bilmekten de bir alanda uzmanlaşmaktan da çok daha değerlidir. Eğitimi sırasında nasıl çeviri yapacağını öğrenen çevirmen, bu saatten sonra ister eğitim aldığı dilde isterse eğitiminden sonra öğreneceği başka bir dilde ve kendisini geliştirmesi hâlinde ister tıp, ister hukuk veya çok daha farklı bir alanda çeviri yapabilir. Onun maymuncuğu, dili veya alan bilgisi değildir, çevirinin nasıl yapılacağına dair uzmanlığıdır.

 

⚠️ Kamu Spotu ⚠️

Bu vesileyle sektöre açık çağrımızdır: Çevirmenlere güvenin ve ihtiyacınız olan alanlarda kendilerini geliştirmeleri için onlara öncelik vererek destek olun!