14 Şubat, dünyanın birçok ülkesinde her yıl Sevgililer Günü olarak kutlanır. Aslında önceleri Aziz Valentine adlı bir rahibin anısına bir bayram günü olarak kutlanan 14 Şubat, daha sonra Sevgililer Günü olarak nam salmış, bu durumla birlikte içeriği değişmiş ve dolayısıyla 1969 yılında Katolik Kilisesi, Aziz Valentine Günü’nü takviminden çıkarmıştır.

Aslında Hristiyan olduğu için öldürüldüğü düşünülen Aziz Valentine ile Sevgililer Günü arasındaki bağlantı günümüzde bile çok açık değildir. Bununla birlikte çeşitli rivayetlere göre bu ikili arasındaki bağlantı ve Aziz Valentine gününün romantikleştirilmesinin tarihçesi 14. yüzyıla kadar dayanmaktadır. 1381 tarihli Parlement of Foules adlı kitaba göre, Fransa’da ve İngiltere’de 14 Şubat, kuşların çiftleşme günü olarak kabul edilmekteydi. Günün bu özelliğinden dolayı sevgililer birbirlerine güzel sözler yazan notlar verir ve bu notlarda birbirlerine “Valentine” diye hitap ederlerdi. Bunun sebebi olarak ise iki farklı rivayet ortaya atılmıştır.

Bunlardan ilkine göre, Aziz Valentine, öldürüleceği günden bir gün önce gardiyanın kız kardeşine “Valentine’ninden” imzalı bir aşk notu vermiştir.

İkincisine göre ise, Aziz Valentine, Romalı askerlerin evlenmesinin yasak olduğu dönemlerde onların gizlice evlenmelerine yardım etmiştir.

Günümüzde Sevgililer Günü tek günlük büyük bir endüstri hâlini almış durumdadır. Herhalde sadece bir gün için yapılan alışveriş rakamları incelense en yüksek tutar 14 Şubat’a ait olur.

Buna karşın, Sevgililer Günü’yle aynı gün kutlanan ve çoğu kişinin varlığından dahi bihaber olduğu bir gün daha var: Dünya Kütüphane Aşıkları Günü!

Dünya Kütüphane Aşıkları Günü

İlk olarak kimler tarafından ve hangi yıl kutlanmaya başlandığı belirsizliğini korusa da Dünya Kütüphane Aşıkları Günü fikrinin Avustralyalı kitapseverlerden çıktığı bilinmektedir. Sevgililer Günü’ne nazire olarak her yıl 14 Şubat’ta kutlanan Dünya Kütüphane Aşıkları Günü’nün amacı kütüphaneleri, kütüphane çalışanlarını, kitapları, kitap kurtlarını ve kütüphane severleri anmak ve onurlandırmaktır.

Hiç kuşkusuz bu gün, çevirmenler için çok şey ifade etmektedir. Kimsenin her konuda uzman olması mümkün olmadığı için bir çevirmen, mümkün olan en doğru çeviriyi yapabilmek ve çeviri yaptığı dillerdeki yetkinliğini artırmak için hayatının büyük bir kısmını çeviri yaptığı alanlarda araştırmalar yaparak ve dilini geliştirmek için kitaplar okuyarak geçirir. Eskiden, bu araştırma sıklıkla en yakın veya en geniş koleksiyona sahip kütüphaneye doğru yollanmak anlamına gelirdi, günümüzdeyse internetin gelişmesiyle birlikte çevirmenler araştırmalarını genellikle internet veya çevrim içi kütüphaneler üzerinden gerçekleştirmekte ve yine okumak istedikleri kitaplar için de e-kitabı tercih edebilmektedir.

Buna rağmen kütüphanelerin o tozlu havasını, eski kitapların kokusunu içine çekmeyi seven çevirmenler ve kitap kurtlarının da nesli -ne mutlu ki- tükenme tehlikesinden epey uzaktadır. O hâlde Mirora ailesi olarak hem çevirmenlerimizin hem de tüm kitapseverlerin Dünya Kütüphane Aşıkları Günü’nü kutluyoruz!

NOT: Kütüphane Aşıkları dediysek belki de dünya tarihinin en büyük kitap ve kütüphane aşıklarından biri ve aynı zamanda bir kütüphane çalışanı ve bir yazar olan Jorge Luis Borges’i ve o meşhur sözünü anmadan geçmek olmaz. Borges diyor ki: “Ben, cenneti bir bahçe olarak değil de bir çeşit kütüphane olarak hayal etmişimdir hep.”