Makine çevirisinin fikir babasının René Descartes olduğu kabul edilir. Ancak bu alanda ilk adımlar 1930’larda, yani Descartes’ın ölümünden yaklaşık üç yüz yıl sonra, atılmıştır. Ancak bunlar yeni yeni yürümeye başlayan bir çocuğunki gibi sarsak ve cılız adımlardır. Makine çevirisindeki asıl gelişme İkinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki Soğuk Savaş dönemlerinde yaşanmıştır. Tarafların birbirlerine üstünlük sağlamak amacıyla gizli belgeleri elde etmek için geliştirdikleri kripto çözme makineleri, makine çevirisini gerçekleştirilebilir bir hayal konumuna getirmiştir.

Sonraki yıllarda yapılan çalışmalar ve özellikle 90’lı yıllardan başlayarak bilgisayar ve internetin yaygınlaşması sonucu iletişimin çok daha kolay ve hızlı hale gelmesiyle birlikte çeviriye de her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaya başlanmıştır. Bu alandaki ilk gelişmeler daha çok çevirmenlerin işlerini kolaylaştıracak çeviri destek araçları ve çevrim içi sözlükler gibi yazılımların geliştirilmesini amaçlamıştır. Ancak teknolojinin gitgide artan bir hızla gelişmesi ve insanların daha mikro nedenler için bile çeviriye ihtiyaç duymaları sonucunda toplumun geneline yayılacak, daha kolay ve daha hızlı sonuç alınabilecek çeviri teknolojileri geliştirilmeye başlanmıştır.

Çeviri Teknolojilerinin Gelişiminde Google’ın Etkisi

Bunların başını hiç kuşkusuz Google’ın yüzden fazla dili destekleyen; anında, görsel, işitsel çeviri ve transkripsiyon yapabilen programı Google Translate çekmektedir. 2016 yılına dek kelime üzerinden çeviri yapan program, bu nedenle sıkça eleştirilmiş ve sosyal medyada kullanıcıların alay konusu olmuş olsa da 2016 yılında cümleleri çevirebilen bir sinirsel makine çevirisi motoru olan Google Neural (Sinirsel) Makinesi Çevirisi’ne geçmesiyle birlikte belirli dil çiftlerinde ve özellikle teknik çeviri alanında son derece dikkat çekici bir gelişme sağlamıştır. Bununla da yetinmeyen teknoloji devi, 2017 yılında, kırk dilde simultane çeviri hizmeti verebilen kulaklık Google Pixel Buds’ı piyasaya sürmüştür. Google Translate altyapısını kullanan bu kulaklık, şimdilik yalnızca Google’ın akıllı telefonu Pixel modelleriyle hizmet sağlamaktadır.

Pixel Buds’un Piyasaya Sürülmesi

Ancak Pixel Buds bu alanda rakipsiz değil. Onu yalnızca 0.2 saniyede çeviri yapabilen ili takip ediyor. Ancak şaşkınlık verici hızına karşın bu cihaz çeşitli handikaplara sahip. Bu cihazla sadece İngilizceden Japonca, Çince (Mandarin), İspanyolca ve Korece yönüne doğru olmak üzere tek yönlü çeviri yapılabilmektedir.

“Daha uzun” sürede çeviri yapsa da daha geniş bir dil skalasına sahip olan Pulomi TT modeli ise elli iki dilde, yaklaşık bir saniyede çeviri hizmeti sunabilmektedir.

Bir diğer simultane çeviri cihazı denemesi de Çin’in yerel arama motorunun da geliştiricisi olan Baidu’dan geldi. Şirket, bu çeviri cihazının henüz adını bile koymamış olsa da cihazın İngilizce, Çince (Mandarin) ve Japonca dillerinde başarılı testler verdiği bildirilmektedir. İlk olarak yalnızca bu üç dilde hizmet verecek olan çeviri cihazı, derin öğrenme metodunu kullanmaktadır.

Bu üç modelden daha ilginç bir hikâyeye sahip olan SIGMO, uluslararası kitlesel fonlama sitesi Indiegogo’dan toplanan bağışlar sayesinde hayata geçirilmiştir. Hedeflenen miktarın kat be kat üzerine çıkmayı başaran SIGMO, yirmi beş farklı dilde çeviri yapabilmekte ve Bluetooth teknolojisi sayesinde akıllı telefonlarla kullanılabilmektedir. Bu cihazı diğerlerinden ayıran en büyük özellik ise içerisine kullanıcılar tarafından sözlük eklenebilmesidir.

Yine de bu son model teknolojiye sahip cihazların hepsi şimdilik yalnızca turistik seyahatlerde kullanılabilecek altyapıya ve derinliğe sahip. Ancak gün be gün gelişen teknoloji sayesinde yakın gelecekte bu cihazların daha kullanışlı ve ulaşılabilir olacağı da şüphe götürmez bir gerçek.

Başlığımızdaki soruya gelecek olursak… Görülebileceği üzere teknoloji, çevirinin yazılı-sözlü her alanına, âdeta her hücresine sirayet etmiş durumda ve gün geçtikçe daha çok ilerleyeceğe benziyor.