Yedi milyar insanın birlikte yaşadığı, farklı kültürlerin, dillerin, ırkların, renklerin, ifadelerin çeşitliliğiyle zenginleşen bir evrende yaşıyoruz. Bu uçsuz bucaksız yolculukta patikalarımızı bağlayan ise “lokalizasyon.” Makalemizde bu konuyu ele alacak ve lokalizasyon nedir? sorusunu somut örneklerle açıklayacağız.

Lokalizasyon Nedir?

1811’de hayatımıza giren lokalizasyon ya da yerelleştirme kelimesinin kökeni “lokal” yani “yerel, bölgesel olan” anlamına geliyor. Lokalizasyon kelimesi, internet çağıyla birlikte özellikle reklam, çeviri gibi küresele hitap eden sektörlerde sürekli karşımıza çıkar oldu. Böyle bir kelime ortaya çıkmasaydı ve kulaktan kulağa, çeviri yoluyla ya da ağlar üzerinden yayılmasaydı şu anda bu kelimeden ve bu kavramdan söz edemezdik. İnsan, tanıdığı ve kendine yakın gördüğü kelimeleri, cisimleri içselleştirebiliyor. Bunu çevrenizdeki insanlara baktığınızda anlamlandırabilirsiniz. Sizi siz yapan bütün ögeler: “kimliğiniz”, “ırkınız”, “inançlarınız”, “gelenekleriniz”, “diliniz”, “doğum yeriniz” … hepsi sizden bir parça, ailenizden bir yapı taşıyor. Etrafınızda gördüğünüz hatta, yardımcı bir araç olmadığı sürece göremediğiniz iç organlarınıza kadar canlı ve cansız her şey bir kimliğe sahip. Çoğu da belli bir sistem ve düzen içinde kategorileştirilmiş. Mesela alfabe. Her birey bir birikimin, belli genetik kodların ürünü. Burada ürün diyerek Karl Marx’a da küçük bir gönderme yapmış olduk, sonuçta üretim, toplumun temelini hatta, kimliğini oluşturuyordu ona göre. İşte bu ürünlerin tanınması, kimliğinin oluşturulabilmesi için de belli özelliklere, karşı kültürde anlaşılabilir olmalarına ihtiyaç var. Bunun için de küçük detayları görebilen ve optimize edebilen uzmanların yer aldığı bir ekibe. “Lokalizasyon”un kapılarını da burada aralamış oluyoruz.

 

Şimdi sizden bir ağaç düşünmenizi istiyorum. Nasıl bir ağaç bu? Çam mı? Meşe mi? İğne yapraklı bir ağaç mı yoksa? Bu soruyu bir Afrikalıya sorsanız emin olun ağacın bir şekilde görselini görmeye ihtiyaç duyacaksınız, çünkü anlamlandıramayacaksınız, kafanızda canlanmayacak. Hele ki o anda internet erişiminiz yoksa ve kelimelerle bu ağacı kendisinden betimlemesini isterseniz işiniz daha da zor… İşte bu noktada lokalizasyon devreye giriyor. Eğer sohbet ettiğiniz kişi sizin yaşadığınız bölgedeki ağaçları biliyorsa, bu kendi yöresine özgün ağacı örneklendirerek betimleyebilir ve kafanızda canlandırabilir. Aynı şey kendi kültürünüze özgü ifadeleri, geleneksel giysileri, kostümleri ya da yemekleri anlatırken de geçerli. Tabii uygulama lokalizasyonu, web sitesi lokalizasyonu, oyun lokalizasyonu… gibi birçok farklı iş tanımına bağlı olarak işlenecek ürün ve üretilecek içerik devreye girdiğinde sadece tek bir örnekle hedef kitlenin zihninde kaynak metni, ürünü canlandıramıyorsunuz. Zaten çoğu zaman kaynağın erekte bir karşılığı da olmayabiliyor, hepimiz aynı evrende yaşıyor olsak da. Fontundan tutun stiline, görselinden tutun metnin, ürünün hangi platformda yer alacağına, renklere, karakterlere, ifadelere göre bütün proje tek bir merkez çevresinde geliştirilmeye ve erek kitleye aktarılmaya çalışılıyor. Sonuçta sizi yansıtan, sizi anlamlandıran yer “size en yakın” yer, eviniz, yuvanız, doğduğunuz yer öyle değil mi? Lokalizasyonun amacı da “yabancılığı” ortadan kaldırmak, başka bir kültürde, dilde üretilen metni ya da ürünü sizin kültürünüzde dönüştürmek, sizden biri olmasını sağlamak. Farklı bölgelere ait tarih-saat yazımlarını, inançları, rakamları, sembolleri düşünün ve bunun yanında üretilen metnin ya da ürünün kimliğini, kültürünü. L10N olarak da karşımıza çıkan lokalizasyon kavramını çeviriyi de kapsayan bir olgu olarak düşünebilirsiniz, aklınızda bulundurmanız gereken şey ise sadece kelimelerle değil hem kaynak hem de hedef kültürün her küçük ayrıntısıyla ve metnin ya da ürünün biçimiyle ve yer alacağı platformla uğraşıyor oluşunuz. Aklınızda canlanmadı mı? Şimdi internete girin ve Buda’nın ya da Hz. İsa’nın resimlerine ve heykellerine bakın; siz de göreceksiniz her toplum kendilerine benzer imgelerle, renklerle hayal eder önemsedikleri şeyleri. Afrika’da siyahidir Buda ve Hollanda’da sarışındır İsa. Yani lokalizasyon nedir sorusuna bir yanıttır kolektif bilincimiz ve toplumsal imge dünyamız.