İlk olarak 1988 yılında kutlanmaya başlanan Frankofoni Haftası; Fransa, Kanada, Belçika, İsviçre ve pek çok Batı ve Kuzey Afrika ülkesi başta olmak üzere Frankofon, yani Fransızca konuşulan ülke ve bölgelerde her yıl 20 Mart’ın dahil olduğu hafta boyunca kutlanılan bir dil bayramıdır. Bu bayram aynı zamanda, ülkemiz gibi resmî dili Fransızca olmayan fakat Fransızca eğitim veren üniversite veya orta ve ilköğretim kurumlarına sahip olan ülkelerde ve ayrıca dünya genelinde büyük bir ağı bulunan Fransız Kültür Merkezlerinde de kutlanmaktadır.

Biz de bu vesileyle sizlere biraz Fransızcadan, Fransa’dan ve Fransız kültüründen bahsedelim istedik.

Fransızca

Hint-Avrupa dil ailesine ait olan Fransızca, kaynağını büyük oranda Latinceden almaktadır. Bu nedenle İtalyanca ve İspanyolca gibi diğer Latince kökenli Romen dilleriyle büyük benzerlikler göstermektedir. 29 ülkenin ve Avrupa Birliği’nin resmî dilleri arasında olan Fransızcayı dünya genelinde yaklaşık 200 milyon kişi konuşmaktadır. Fransızca konuşulan 88 ülkenin üye olduğu; Francophonie, Monde Francophone (Frankofon Dünyası) veya Espace Francophone (Frankofon Alanı) olarak da bilinen ve üye ülkelerin pek çok alanda iş birliği yaptığı Uluslararası Frankofoni Örgütü adında bir örgüt bulunmaktadır. Bu örgüt, her iki yılda bir, üye ülkelerin cumhurbaşkanları ve yöneticilerinin katıldığı bir Frankofoni Zirvesi düzenlemektedir.

Fransa

Dünyanın en çok ziyaret edilen ülkesi olan Fransa, Avrupa’nın ortasında, Avrupa Birliği’nin en geniş topraklara sahip ülkesidir. Tarihin her döneminde kültür ve sanatın, bilim ve siyasi alandaki gelişmelerin öncüsü olan Fransa, belki de tüm dünya haritasının değişmesine sebep olan Fransız İhtilali ve ’68 öğrenci hareketleri gibi küresel ölçekli etki gösteren iki önemli olaya ev sahipliği yapmıştır. Aynı zamanda uzun yıllar sömürgecilik faaliyetinde bulunan Fransız Devleti, 1950’lerdeki isyanlar sonucunda sömürgelerinin pek çoğundan resmî olarak çekilmiş olsa da uzun yıllar içinde kurduğu dil ve kültür bağı nedeniyle günümüzde bile bu ülkeler üzerinde söz hakkına sahiptir ve zaman zaman bu ülkelerin iç işlerine müdahil olmaktadır.

Avrupa Birliği’nin fikir babalarından ve kurucu devletlerinden olan Fransa, dünyanın en büyük yedinci ekonomisine sahiptir. Almanya’dan sonra Avrupa Birliği’nin ikinci en kalabalık ülkesi olan Fransa’da ülke nüfusunun yaklaşık %40’ını çeşitli zamanlarda ülkeye göç etmiş olan göçmenlerin oluşturmaktadır. Ülkede Fransızca resmî dil olmak üzere ağırlıklı olarak 10 kadar dil konuşulmaktadır.

Ülkenin en büyük ve en kalabalık şehri olan başkent Paris, her ne kadar 1853 ile 1870 yılları arasında Georges-Eugène Haussmann tarafından neredeyse tamamen yıkılıp yeniden inşa edilmişse de son derece köklü bir geçmişe sahiptir. Tarihin her döneminde moda, kültür ve sanat başkenti olarak anılan şehir, günümüzde pek çok ünlü anıt ve müzeye ev sahipliği yapmakta ve hâlâ en çok ziyaret edilen, en çok hayranlık duyulan şehirlerin başında gelmektedir.

Dünyaca ünlü şaraplara, çeşit çeşit peynire sahip olan Fransız mutfağı dünyanın en iyi mutfakları arasındadır. Yalnızca Paris’te 3 Michelin yıldızlı 10 restoran bulunmaktadır. Fransa geneline baktığımızda ise bu rakam 30’u bulur.

Akdeniz’e olan sınırı dolayısıyla ülkenin güney bölgelerinde Fransız Rivierası gibi ünü tüm dünyayı sarmış yaz tatili destinasyonlarının yanı sıra Fransız Alpleri dolayısıyla da bir o kadar meşhur kış turizmi destinasyonlarına bulunan ülkede iç kesimlerde bozkır, daha kuzeyde ise ılıman okyanusal iklimin görülmesiyle ülke geniş bir iklim çeşitliliğine de ev sahipliği yapmaktadır.

Türkiye’de Fransızca

Ülkemiz, Osmanlı İmparatorluğu döneminden başlayarak yoğun bir Fransız ve Fransızca etkisinde kalmıştır. 1970’lere gelene dek ilkokullar dahil olmak üzere yabancı dil olarak Fransızca okutulmuş, ancak bu tarihten sonra ülkemiz yoğun bir şekilde Anglofon etkiye maruz kalmıştır. Günümüzde ise Fransızca öğretmenliği (11), Fransız Dili ve Edebiyatı (10), Fransızca Mütercim-Tercümanlık (6) olmak üzere üniversite düzeyinde Fransızca eğitimi veren üç bölüm bulunmaktadır. Bu bölümlerin mezunları çok çeşitli iş kollarında istihdam edilebilmektedirler.

Türkiye’de Fransızca çeviri, İngilizce ve Almancadan sonra en çok ihtiyaç duyulan çeviri dilidir. Bu çeviri ihtiyacını büyük oranda; Türkiye’de farklı sektörlerde fabrika kurmuş, mağazalar açmış Fransız markaları, iki ülke arasındaki ticaret hacminin son on yılda %47,4 seviyelerine ulaşması ve Fransa’da yaşayan 700 bini aşkın Türk nüfus oluşturmaktadır.

Fransızca oldukça zor, birçok kuralla dolu ancak neredeyse her kuralın da bir istisnasının olduğu son derece özgün bir dil. Dolayısıyla Fransızcadan Türkçeye veya Türkçeden Fransızcaya yapılan çeviriler her zaman uzman gereksiniminin yoğun olduğu bir alandır. Ülkemizde bu gereksinimi karşılamak üzere kurulan Fransızca Mütercim-Tercümanlık bölümleri yeteri sayıda mezun verseler de bu mezunların büyük bir kısmının çeviri alanında çalışmayı tercih etmemesi nedeniyle çeviri şirketleri kalifiye Fransızca çevirmen bulmakta zaman zaman zorluk yaşayabilmektedir. Çeviri alanında çalışmak istenmemesinin nedenlerini başka bir blog yazımızda sizlerle paylaşmaya söz veriyoruz.

Mirora Çeviri Ltd. olarak Frankofoni haftanızı kutlar, uzman çevirmen kadromuzla hizmetinizde olduğumuzu bilmenizi isteriz.